Dilara Karakaya-Diyetisyen

Dilara Karakaya-Diyetisyen

1076 Görüntülenme

Toplumda sağlıklı beslenme arzusu arttıkça hayatımıza yeni kavramlar giriyor. Bunlardan en çok birbirine karıştırılanları ise şüphesiz prebiyotik ve probiyotiktir. Probiyotiğin kelime anlamı ‘yaşam için uygun’ dur.

Probiyotikler, yiyecek ve içeceklerle yeterli miktarda alındığında, insan sağlığına faydaları olan canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanmaktadır. Probiyotik besinler ise, insan sağlığı için faydalı olan bu canlı probiyotik mikroorganizmaları yeterli miktarda içerebilen besinler olarak tanımlanabilmektedir.

Vücudumuzda sadece yararlı bakteriler bulunmaz, vücudun deri, ağız, vajina, bağırsaklar gibi çeşitli bölgelerinde yerleşmiş bu bakterilere o bölgenin “florası”, yeni adıyla “mikrobiyota”sı deniyor. Bağırsaktaki mikrobiyota ise 2 kilo ağırlığında ve hem işlevi hem de ağırlığı nedeniyle artık bir organ olarak kabul ediliyor.

  Lactobacillus türleri ve Bifidobakteri türleri dahil olmak üzere laktik asit bakterileri (LAB) en yaygın probiyotik bakterilerdir. LAB, yoğurt ve diğer gıdaların ekşi tatlarını üretir ve gıdaların pH'ını düşürürerek bozulma organizmalarının büyümesini azaltacak şekilde laktik aside dönüştürmek için gıda endüstrisi tarafından sıklıkla kullanılır. Lactobacilli ve diğer probiyotikler, yoğurt, lahana turşusu, kefirde bulunur.

Probiyotikler, prebiyotikleri kullanarak yaşamlarını sürdürürler ve çoğalırlar. Dolayısıyla bağırsaklarda canlı bakterilerin sağlık etkilerinden faydalanabilmek için beslenmede prebiyotik besin kaynaklarına mutlaka yer verilmelidir. Sebze ve meyveler, tahıllar ve kurubaklagiller prebiyotik kaynaklarıdır. Hindiba, enginar, yulaf, soğan, muz ve kuşkonmaz da prebiyotik besinler arasında yer alır.

   Doğumla birlikte oluşmaya başlayan bağırsak mikrobiyotamızda doğum şeklimiz etkili olabilmektedir. Normal doğumda annenin doğum kanalındaki probiyotikler bebeğin bağırsaklarına yerleşirken sezaryen doğumda doktorun, hemşirenin elindeki hatta hastane ortamındaki bakteriler bebeklerin bağırsaklarına yerleşebilmektedir.

Anne sütü ve sonrasındaki beslenme tarzı da mikrobiyota üzerinde oldukça etkilidir. Anne sütü bağırsaklardaki probiyotiklerin artışını sağlayacak prebiyotik içermektedir. Ek gıdalara başlanması ile bağırsak bakteri yapısı olgunlaşıp şekillenerek hayat boyu oluşacak şeklini tamamlar. Ancak diyet 24 saatten itibaren mikrobiyotayı değiştirmeye başlar.

Mikrobiyota üzerinde faydalı etkisinin görülebilmesi için ise diyete uzun düre devam eğmek gerekmektedir. Yoğurt, peynir, kefir, ısıl işlem görmemiş sucuk, boza, ekmek ve turşu gibi üretilmeleri sürecinde mikroorganizmaların işe karıştığı ürünler fermete ürünlerdir. Her fermente ürün probiyotik değildir. Kefir, turşu ve zeytin kısmen probiyotik olabilir.

Bir ürünün probiyotik olarak değerlendirilebilmesi için mide ve safra asidine dayanıklı bakteri suşlarından belirli sayıda içermesi gerekmektedir. Fermente ürünler genel olarak sağlığa faydalı ürünlerdir. Bunun yanında turşu gibi tuz oranı yüksek olan ürünler sınırlı miktarda tüketilmeli, hipertansiyon hastalarınca tüketilmemelidir. Zeytinin ise az tuzlu olanları tercih edilmelidir.

  Probiyotik bakteriler, laktoz intoleransı, kolon kanseri, hiperkolesterolemi, hipertansiyon, immün fonksiyon, mineral emilimi, diyare, kabızlık, irritabl bağırsak sendromu, inflamatuar bağırsak hastalığı, alerjik durumlar, ürogenital enfeksiyonlar ve osteoporoz tıbbi durumların önlenmesi ve tedavisinde yardımcı olabilecek potansiyel sağlık etkileri ile ilişkilendirilmiştir.

   Probiyotik bakterilerin tüketiminin atletik performans üzerinde ergojenik bir etkiye sahip olduğuna dair herhangi bir bilimsel kanıt ortaya konmamıştır. Bununla birlikte, probiyotikler genel olarak sağlık durumunu korumaya, bağışıklık fonksiyonunu güçlendirmeye ve yoğun atletik eğitimden kaynaklanabilecek bastırılmış bir bağışıklık fonksiyonunu geri getirmeye yardımcı olarak ikincil faydalar sağlayabilir.

Sporcu için ek potansiyel sağlık faydaları, seyahat, enfeksiyöz ajanlar ve antibiyotik kullanımından kaynaklanan diyare hastalıklarını önleyebilecek ve / veya tedavi edebilen, sağlıklı bir gastrointestinal mikroflorasının korunmasını içerir. Ancak probiyotiklerin potansiyel sağlık ve atletik performans yararlarını daha fazla değerlendirmek için ek klinik araştırmalara ihtiyaç vardır.

YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap
EĞİTMEN OL DİYETİSYEN OL SPOR SALONU KAYIT OL